
Bu gün yolda evime doğru yürürken, kulaklığımı takmış,
Çalan müziğe ruhumu kaptırmış, bir yandan da düşünürken bazı şeyleri, gözüm aniden yan tarafta bir çifte takıldı.
Adam yüzü şeytana dönüşmüş bir şekilde sevgilisini azarlıyor, bağırıyor çağırıyordu (kulaklığım takılı olduğu için ne dediğini anlayamadım).
Kızcağız ise susuyordu.
O kadar insanın içinde kızcağızı rezil etti.
Bir ayna göstermek istedim ona, yüzünü görmesini çok isterdim onun.
O an cehennemden fırlamış bir zebani gibiydi...
Uzaklaştım ordan.
Bu sefer ilerde, önümde yürüyen bir çift kavga ediyordu.
Çift kavga ediyor değil, adam bağırıyordu ve kadın önden önden yürüyüp gitmeye çalışıyordu.-Sen ne biçim annesin vb...
Hakaretin bini bir para.
İnsan eşine sokaklarda mı bağırmalı?
Hoş, insan eşine bağırmalı mı?
Hayat arkadaşlığı bumudur?
Erkeklere eşlerine bağırma, şiddet uygulama, hakaret hakkımı verir evlilik sözleşmesi?
Halime hakikâten şükrettim.
Yaşasın yahu dedim.
Özgürüm.
Hayatımı mutsuz ve huzursuz edecek biri yok yanımda.
Öyle biri olacağına, ömür boyu yalnız kalayım daha iyi dedim.
Daha keyifle yollandım evime.
Aslında yolda yürürken bu gün yazacağım yazıyı tasarlıyordum kafamda.
Asıl bahsetmek istediğim mevzunun ucu, yine erkeklere dokunacak...
Lakin adaletli biriyimdir bilirsiniz, yiğidi öldürüm ama hakkını da veririm.
Bu yazımda asıl bahsetmek istediğim mevzu "Özel gün mahvedicileri".
Malum, bu hafta yaş günümü kutladım.
Ailemle, mutlu mesut, pastamı üfleyerek (hoş 1/4'ünü dayanamayıp yemişler ama).
Burda bir açıklama yapma ihtiyacı duyuyorum.
Pasta 3 gün önce yapıldığı için bozulup bozulmadığını kontrol etmek amacıyla kesmişler,
Eee kesilincede hazır kestik bari biraz yiyelim diye dayanamayıp ucundan yemişler.
Neyse sadede gelelim, Annem, Babam ve Kardeşimle sevgi dolu bir ortamda yedim pastamı.
Onların varlıkları benim için dünyanın en büyük hediyesidir.
Ama nedense erkeklerin çoğunda, özel günlere karşı bir düşmanlık var.
Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü için savunmaları, her gün kutlanması lazım,
yılda bir kere olması saçma diyorlar.
Peki her günü Kutluyormusunuz?
Hayır!
Yaş günü her sene oluyormuş zaten.
Ne gereği varmış.
Hem para tuzağıymış, özel günler.
Deveyi hörgücüyle yutarlar, bir demet çiçeği fazla görürler sevdiklerine.
Peh lafta sevgi...
Sevmem lafta kalan sevgileri.
Sevgiyi göstereceksin ki değer kazansın.
Sen öyle kendi kendine sev, ne işe yarar ki sevgin.
Kendi yaş günlerini bile kutlamazlarmış zaten.
Onlar için özel gün önemli değilmiş.
Sizin için değerli olmayabilir beyler ama sevdiğiniz insan önem veriyorsa?
VE bu özel gününde onu mutlu etme fırsatı varken elinizde niye değerlendirmezsiniz?
Çok mu zor?
Evlilik yıldönümüne ne gerek varmış.
Evlenirken kutlamışlar ya!
Her sene yeniden mi kutlayacaklamış?
Bunun gibi bir yığın kendilerini haklı çıkarmak için zırvalayan bir çok erkek arkadaşım var.
Bir yığın arkadaşım, şehir dışından hediye yollarken,
Telefon açarken,
Mesajlar çekerken,
Sevdiğim erkek benim bu özel günümü önemsemeyecek ise,
Önemli değil.
Ben de, beni önemseyenleri önemserim.
Unutmayın!Sevdiğiniz kadar Sevilirsiniz...
Ha diyeceksiniz ki, yaş gününü kutlamaması seni sevmediğini göstermez.
Cevabım şu
Gösterir.
Önemli olan o gün benim yaş günüm yada sevgililer günü, yada evlilik yıldönümüm olması değil.
Benim o güne önem vermem.
Ve karşımdaki insanın da özel günleri umursamadığı halde ben önem verdiğim için hassasiyet göstermesidir
.Çiçekçiye açılacak bir telefonla abartıyorum iş yerinize yada evinize gelecek orkidenin değeri, yada papatyanın değeri 20TL ila 50TL arasında değişmektedir,
Lakin Sevdiceğine vereceğin mutluluğun değeri, paha biçilemez.
Haaa paran yok mu?
Bahçeler ne güne duruyor?...





