13 Haziran 2009 Cumartesi

SİZİN HİÇ KİMSEYİ SEVEMEDİĞİNİZ OLDU MU?


Bu aralar kafamı bir türlü toparlayamıyorum.
Türkiye gündeminden haberdarım, iç savaşa doğru sürükleniyormuşuz gibi geliyor.
Lakin hepimiz kendi geçim dünyamızda yaşıyoruz.
Ve hayat koşulları hemen hemen herkesi zaman zaman depresyona sürüklüyor.
Yoruluyoruz, zorluyoruz, deniyoruz...
Olmadı bir daha deniyoruz.
Hayatlarımız basit değil karmakarışık.
Kimse hayatından, hatta kendisinden memnun değil.
Ben de bu aralar kendimden memnun değilim.
Zorlamayla yazmak olmuyor.İ
çten geliyor bazı şeyler.
Oturuyor ve yazıyorsunuz.
Kafanız sürekli kendinizle meşgul iken ne yazabilirsiniz ki?
Hayatınızda gidecek yönünüz yoksa,
Kendi kendinize ağır geliyorsanız,Ve kendinizden kaçmak isterken,
Ne yana dönseniz, defalarca kendinize çarpıyorsanız...
Ne yapabilirsiniz ki?
Ne yazabilirsiniz ki?
Düşünüyorsunuz?
Ama boş boş...
Siz hiç bomboş bir şekilde saatlerce tavana baktınız mı?
Ben baktım.
Sizin hiç dışarı çıkıp adım atmak istemediğiniz, hatta gökyüzüne bakmak bile istemediğiniz zamanlarınız oldu mu?
Benim oldu.
Sizin hiç kimseyi sevemediğiniz oldu mu?
Ben kimseyi sevemiyorum.
Hayatıma sokmaya çalıştığım insanlar hep yüzeyde kalıyorlar.
Ya derinlere inemiyorlar, ya ben izin vermiyorum.
Başkalarının ilişkilerini izlemeyi bıraktım, derinlerde kendimle yüzleşiyorum.
Hatta buna yüzleşme de denemez.
Öylece görüntüye bakıyorum.
Kendimi seyrediyorum.
Öylece...
Yaz geldi!
Vermem gereken bir yığın kilo var.
Ve-re-mi-yo-rum.
Ruhum ve bedenim çığlık çığlığa "Tatillllllll" diye inlerken,
Beynim "hayır çalışmalısın" diyorsa...
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyıksa,
34 yaşına girmene iki gün kala depresyondaysan,
35 yaklaşıyorsa, sonra kırklar...
Çevrende evlenen, hamile kalan insanlara acıyarak bakıyorsan,
Onları mutlu eden hiç bir şey seni mutlu etmiyorsa,
Yaşaman gereken boyut bu değilse ama buraya sıkışıp kalmışsan,
Araf"taysan...
Teoman çalıyor bir yandan "Bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen" diyor.
"Biliyorum Teoman, biliyorum" diyorum.
Böyle zamanlarıma "Talihsizlik zamanları" derim.
Ve geçmesini beklerim.
Ha ben geçmesini beklerken, benden yazı bekleyen bir yığın okuru ne yapacağımı bilemiyorum.
Bildiklerim ve bilmediklerim çarpışıyor.
Hiç kimse, hiç bir şey size tat vermiyorsa,
Hatta kendinizden bile zevk almıyorsanız (ki ben almıyorum)
Bazen ortadan toz olmak gerekiyor.
Hatta öylesine toz olmak ki,
Bir zerreni bile ortada bırakmamak.
Bu talihsiz satırları okuduğunuz andan itibaren,
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere,
İzninizle,
Huzurlarınızdan,
Toz oluyorum.

http://www.muhabirturk.com/author_article_detail.php?id=768

1 yorum:

  1. Sayın Meltem hanım;Sizin yazılarınızı elimden geldiğince okumaya çalışıyorum.Bazı düşüncelerinize katılmasamda genelde yazılarınızı çok beğeniyorum.İnsanın hayatında en büyük fırtınalar hep hak kavramı üzerinde kopmaktadır.Eğer insanlar hak üzere olsalar,haksızlık yapmasalar ve de hakkı savunsalar insanlar bir birini sevmemezlik yapabilirmi?Bırakınız insanları,bu gün bazı büyük devletler küçük devletlerin haklarını dünyanın gözü önünde yağma etmeye çalışmaktadırlar.Velhasıl dünyamızın bir huzursuzluk girdabında olduğunu düşünüyorum.Saygılarımla

    YanıtlaSil