KÖŞELİ YAZILAR
Zamane Meltemi
Balık Etinde Kadınlar
09.02.2009 23:57
Merhaba Sevgili Cadılar,Bu hafta ne yazacağım konusunda, uzun uzun düşündüm. Aldatmalar, ayrılmalar, geçmişte yaşadıklarımız, yalnızlıklarımız, serzeniş dolu bir çok konu uçuştu aklımda.Hani dedim ki, "çıtır çerez tadında" bir şeylerden bahsedeyim bu hafta sizlere. Zaten, şöyle dünyaya bir göz attığımızda, haberlerde, hayatımızda, çevremizde hep tatsız tuzsuz olaylara tanık olmuyormuyuz?Ben balık etinde bir kadınım. Gülümsemenizi görür gibiyim, öyle balina gibi değil canım, hani çinekopla, levrek arası bir şey diyelim. Balık etliyim ve kendimi güzel buluyorum. Türkiye'deki çoğu erkeğin hayallerini süsleyen"Türkân Şoray", ömrü boyunca hiç 38 beden olmuşmudur sizce? Genç kız iken sindy bebek gibi olmak istiyordum. Şimdi düşünüyorum da, acaba kendimi iyi hissedebilmek için mi, erkekler beni beğensin diye mi zayıflamaya çalışıyordum? Yoksa güzellik anlayışı, 38 yada 36 bedene sıkıştırıldığı için mi?Hani, şu ünlü mağazalara gidersiniz ve sıfır bedenler için üretilmiş kıyafetlere bakıp gıcık olursunuz ya...Ben hep gıcık oldum, halâ da gıcığım! Bu güzel kıyafetlerin niye 40 yada 42 bedeni üretilmez? Ülke'de kumaş kıtlığımı var? O sıska kızlara yakışan bustiyer, benim yuvarlak omuzlarımda, şekilli vücudumda daha iyi durmaz mı? Birileri, bizlere bir şeyleri zorla kabul ettirmek istiyor. 38 beden değilsen, bustiyer giyemezsin gibi. Bal gibi de giyerim, siz dikin bakın ben neler giyerim.Her ne ise, hangi beden olursa olsun, çevremdeki kadınlara baktığımda, hepsinin şıkır şıkır, hepsinin yetenekli, hepsinin akıllı, hepsinin alımlı, hepsinin bir çok meziyete sahip olduğunu görüyorum. Hayran kalıyorum hepsine ve sizlere...Sonra erkeklere şöyle bir göz atıyorum. Bakımın "b"sinden bir haber, göbek almış başını gitmiş, giyinmeyi bilmeyen, centilmenliği bilmeyen, kültürsüz, zerafeti bilmeyen, konuşmayı bilmeyen, araba kullanırken sadece araba kullanabilen ve araba kullanırken de sık sık küfredebilen (haklarını yemeyelim), bir çok işi aynı anda yapamayan ama kadınlardan her şeyi bekleyen, haddini bilmez erkekler.O kadar sönük kalıyorlar ki kadınların yanında, şaşırıyorum...Ben araba kullanırken bir yandan konuşur, öte yandan müzik dinler, dikiz aynasından arkada oturan arkadaşıma gülümser, sağımı solumu kontrol eder, ilerideki ve geride kalan trafiği gözlemleyebilirim. Hatta arada bir iki cips, kraker götürdüğümde olmuştur. Ve bunları yaparken hiç zorlanmam.Biz kadınlar, neler yapmayız ki!Mesela erkekler bakımlı kadınlardan hoşlanırlar değilmi? Ne derler, çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır! Bir söz bellemişler söyler dururlar. Bakım abideleri!Biz saçlarımıza bakarız, göz altı kremi günde iki kere sürülmeli. Nemlendiricisiz hayatta olmaz! Yüz temizleme jelimiz banyoda duruyordur. Kaşlarımızı alırız, spor yaparız, bazılarımız rejimdedir, vücut nemlendiricisi kullanırız, haftada en az üç kere duştayızdır, kuaföre gideriz, manikür, pedikür vb... Ve biz kadınlar bunları her gün, her hafta, en zaman gerektirenini ise iki hafta da bir yaparız.Biz kadınlar, üretiriz!Sabah kalkar, kahvaltıyı hazırlar, hazırlanır, makyaj yapar şıkır şıkır işe gideriz, akşam eve gelirken alışveriş yaparız, eve gelir yemek yapar, bulaşıkları yıkar, çamaşır, ütü yaparız.Temizlik cabası. Ekstra yeteneklerimizde vardır, bazılarımız ampul değiştirir, musluk tamir eder, faturaları yatırırız, çöpü dışarı koyarız. Çocuğumuz varsa onuda yıkar paklar, yedirir, içirir, giydirir gezdiririz. Çocuğumuz okula gidiyor ise, öğretmenleri ile görüşürüz, ödevini yaptırırız. Kocamız varsa, hizmet ederiz, çay demleriz, kek yaparız. Erkeğin, evinde hizmetçisi, yatağında sevgilisi oluruz. Bunların yanı sıra eminim bir çok etkinliğe de vakit buluruz; kurslara gider, kişisel gelişim kitapları okur, hani içten içe de tango öğrenmek isteriz. Bekâr olanlar, tangoyu öğrenir, evli olanlar ise kocalarını bir türlü dans kursuna gitmeye ikna edemez. Bir araştırın, tango kursları erkek sıkıntısı çekmekte. Neden? Çünkü erkeklerin çoğu tango öğrenmeyi, ya da dansın hangi türü olursa olsun öğrenmeyi gereksiz görmektedir.Sadece bu kadar da değil. Kitap okuyan erkek sayısı mı fazladır sizce, kadın sayısımı? Erkekler Marstan, Kadınlar Venüsten diye, bir kitap vardı bir zamanlar. Eminim hepiniz okumuşsunuzdur, ama o kitabı okuyan erkek sayısının oldukça az olduğuna kalıbımı basarım. Biz erkekleri anlamaya çalışırız, onlar ise boşverir hiç kafa yormazlar.Sevdiğimiz erkek için yapmayacağımız hiç bir şey yoktur bu dünyada. Kocamızın, sevgilisi, arkadaşı, dostu olmaya çalışırız. Dünyayı cennet yaparız aslında sevdiğimiz erkek için. Hani umursamayız sevdiğimiz erkeğin göbeğini, yakışmış deriz üzülmesin diye, kıyamayız ki... Biz ruhuna vurulmuşuzdur onun. O, eğer anlayışsız bir insan ise, dert eder iki gram fazlamızı. Beyfendi hazretleri Angelnia Jolie'yi "Vay be ne kadın" diye şakşaklarken, biz kırılmasın, gücenmesin diye onu Brad Pitt'le kıyaslamayız. Ya da, beraber zengin olma hayali kurarken, Moldovyalı hizmetçi alma hayalini sırıta sırıta bizle paylaştığında, "hey adamım birde şöyle yakışıklı, seksi, kaslı bir house keeper alıversek de gözümüz gönlümüz şenlense süper olur" demeyiz.Çiroz balığı gibi bir kadın da olsak, levrek etinde bir kadın da olsak, hatta balina gibi de olsak, kadın gibi kadınız.Hani şöyle dünyayı parmağında çevirecek kadınlardan.Asıl sorun, kolumuza takıp gururla taşıyacağımız erkeği bulabilmekte...(http://www.cadi.com.tr/index.php?id=koseliyazilar_detay&yazi_id=2608
17 Mart 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder