KÖŞELİ YAZILARZamane MeltemiTersine Evrim Sendromu (only for men) 23.02.2009 22:29
Bu aralar birkaç maymun olma durumuna şahitlik ettim (ben buna erkeklerin tersine evrim sendromu diyorum). Ve gözlerim fal taşı gibi açılmış, şoka girmiş şekilde karşımdaki erkeklerin kendilerini düşürdükleri aptalca durumu izleyerek bayağı eğlendim. Erkeklerin bazıları, üzerine bastırarak söylüyorum “bazıları”, kadınları elde etmek için kendilerince taktikler izliyorlar. Güzel sözler, kibar hareketler ve cool erkek imajı çizmek için rol yapıyorlar resmen. Eee doğal olarak, oyuncu yetenekli olmayınca ortaya komik sahneler çıkıyor.İstenen bir gecelik ilişki için kızı ikna ederek eve atmak!Bir erkek arkadaşım erkeklerin düşünme tarzlarının, kan seviyesiyle alakalı olduğunu söylemişti. Uzun süre sevişmemiş bir erkeğin kan seviyesi, beyninden boynuna, ordan kalp hizasına iniyormuş,( bu seviyeye kadar bir tehlike olmayıp kararlarını beyinleriyle veriyorlar) fakat seviye bel ve belin aşağısına doğru indikçe beyinleriyle düşünüp karar veremeyip, belden aşağısıyla düşünüyorlarmış.Mış mışta mış mış...Beyin, belden aşağıdaki organa görevini devrediyormuş düşünebiliyormusunuz? Ve açıklama şu: Kan oranının sevişmeme yüzünden vücutta farklı yerlere hareket etmesi.Vay be…Bundan dolayı masum erkekler birer zamparaya dönüşerek bir gecelik av arıyorlar kendilerine. Avlarını kandırabilmek için debir hayvana dönüşmeleri lazım tabi ki! Öküzlükten maymunluğa terfi ediyorlar!Maymuna dönmek için, neler yapmıyorlar ki? Kaprisine bir kadının bile dayanamayacağı kadınlara saatlerce tahammül ediyorlar, öyle olmasa da güzelsin, akıllısın, çekicisin diyorlar!Mesela karşısındaki kadının dinlediği müzikten hoşlanmasa da hoşlanıyor gibi davranıyorlar. Onlar da resmi seviyor, onlar da kitaplara düşkün oluyor, onlar da romantik oluyor.Adam kesinlikle romantik değil ama sanırsın ki karşında romantizmin eşsiz büyüsünde kendini kaybetmiş bir erkek var. Aniden kemanını çıkarıp her an serenad yapsa hiç şaşırmazsınız...Bu tarz erkeklerin taktiği, romantik mum ışında bir akşam yemeği, (tabi ucuza getirmek isteyenler bir barda birkaç içki ile geçiştirebilir) sonrası bir şekilde eve atmaktır. Planlar titizlikle yapılmış, organize olunmuş, uygulamaya geçilmiştir. Taktik tutmadımı olsun, en son koz ağlarsın.Hatta bir kız arkadaşım müzikli ve içkili bir ortamda tanışıp reddettiği erkeğin, ertesi gün Anneler Günü olması sebebiyle yanına gelip ağladığını, ve “benim annem geçen yıl öldü” dediğini söylemişti.Yaşayan anne öldürülür, varolan karı aldatılır, yalnız ve mutsuz adam tarzı yaratılır.Her şey bu yolda mübahtır!Her şey o gece kadını yatağa atmak içindir!Es kaza emeline nail oldumu, tamam olay bitmiştir! Bir daha görüşmez, aranızda hiçbir duygusal ilişki olamaz. Feth edilmiş kalesinizdir!Edemedimi, telefonlar alınır, birkaç gün daha çeşitli bahanelerle sizi arayarak oraya buraya davet eder. Eğer bu arada size aşık olmamışsa üç güne kalmaz vazgeçer.Ta ki bir sonraki kadını elde etmek için tersine evrim geçirip, yine maymun olana kadar…Maymunzede olmamanız dileklerimle.(http://www.cadi.com.tr/index.php?id=koseliyazilar_detay&yazi_id=2676)
Yaklaşık bir hafta önce güncellendi · Yorum yap · BeğenBeğenmekten Vazgeç
Bunu beğendin.
Yorum yaz...
BASİT BİR HAYAT...
Paylaş
04 Mart 2009 Çarşamba, 21:13 Notu Düzenle Sil
KÖŞELİ YAZILARZamane MeltemiBasit Bir Hayat... 16.02.2009 23:56
Çocukluk yıllarım bir çiftlikte geçti benim. Ağaç tepelerinde, büyüdüm. İneklerimiz, tavuklarımız, köpeklerimiz, civcivlerimiz, tavşanlarımız vardı. Anacığım her akşam kendi yetiştirdiği sebzelerden yapardı yemeklerimizi.İki katlı ahşap evin, üst katında otururduk.Tuvalete girince mutlaka bir misafir beklerdi bizi. Bir kurbağa, iki solucan ya da yolunu şaşırmış bir çekirge...Onları seyreder, onlarla oynardım, çıkana kadar.İncir ağacımızın altında, tahtadan derme çatma masamız vardı ve lambamız. Akşam yemekleri orda yenirdi...Komşularımızla çay içilirdi, incirin altında.Çoluk çocuk hepimiz dışardaydık.Oyunun binbir türünü oynardık. Ağaçlara tırmanır, kelebekler yakalardık. Evimizin arka cephesi uçsuz bucaksız tarlalardı.Badem ağaçlarımız vardı. Halâ çok severim badem yemeyi...Köpeğimiz "Haydut", okula kadar gelirdi benimle.Yürürdük beraber, yol boyu oynaşa oynaşa.Bütün mahallenin ödü kopardı ondan. O ise bizden korkardı.Annem, işinden istifa etmişti ve incir ağacıının yanındaki ufak bahçeyi ekip, biçiyordu. Neler yetiştirmedi ki orda?Domates, salatalık, kabak, fasülye... Hele bir sene o kadar çok kabak ekmişti ki, her akşam kabak yiyorduk.Hala kabağı sevmem.- "Bu akşam size ne yaptım? "- "Ne yaptın Anne?"- "Lokum lokum". Lokum demek kabak anlamına geliyordu.Bir sene ateş böcekleri basmıştı tarlayı. Her yer ışıl ışıldı. Doğa ne kadar inanılmaz manzaralar sunuyor insana. Halâ gözümün önünde.Okuldan çıkınca, direkt kasabanın kütüphanesine giderdim arkadaşlarımla.Ödevlerimizi bitirdikten sonra, camekânlı kitaplıktaki kitapları okumak için sabırsızlanırdım.Her zaman vermezdi o kitapları kütüphane memuru.Eğer o gün iyi günündeyse "al bakalım" der verirdi.Pamuk Prenses, Kül Kedisi, Rapunzel vb... Büyük, güzel kağıtlara basılmış, güzel resimli kitaplar. Elime alınca dünyanın en mutlu kızı olurdum. O rengarenk resimleri seyretmeye doyamazdım. Bir çırpıda okurdum kitapları...Çiftlik hayatımız bir şekilde sona erdi ve büyük şehre bizim istikbalimiz için döndü ailemiz.Evet okuduk kardeşlerimle ama şimdi ne yapmak istiyorum biliyormusunuz?Yeniden Çiftlik hayatı istiyorum!Yemyeşil ovalar da koşmak istiyorum, bacaklarımı dikenlerin, ısırganotlarının dalamasını.., Yüzümün güneşten yanmasını, ellerimin toprakla uğraşmaktan nasır tutmasını istiyorum. Güne sabahın ilk ışıklarıyla başlamak ve akşama kadar bedenen çalışmak istiyorum.Tek katlı evimde sobayı yakmak. Kuzinemde yemekler pişirmek...Bir kaç tane tabak çanak. Basit bir hayat ama olabildiğince özgür bir hayat!İneklerimi sağmak, sabah sabah kahvaltıda kendi yaptığım tereyağını, peyniri yemek istiyorum.Akşam güneşin batışında türk kahvemi yudumlamak ardından hayat arkadaşımla yatağımın içine girmek istiyorum.Basit bir hayat!Basit bir hayat yaşamak istiyorum. Sade, gösterişsiz ve duru? Köpeğimle hardalaşmak, civcivlerimi yemlemek, yeşilin binbir tonunu seyretmekten gözlerimin renklere doymasını istiyorum.Toprak kokusunu, gübre kokusunu istiyorum.Al yanaklı, neşeli çocuklar doğurmak, onları kırlarda koşarken, uçurtma uçururken, hayvanları severken görmek istiyorum.Ve ben de, al yanaklı bir köylü kadını olmak!Şehir yaşantısının keşmekeşi içinde, ne kadınlığımızı anlıyoruz, ne mutlu olabiliyoruz.Yediğimiz sebzeler gibi, yaşadığımız hayat da hormonlu.Büyük ve lezzetli gözüküyor ama, aslında hem rengi soluk, hem de ne tadı var ne tuzu...(http://www.cadi.com.tr/index.php?id=koseliyazilar_detay&yazi_id=2649)
Yaklaşık bir hafta önce güncellendi · Yorum yap · BeğenBeğenmekten Vazgeç
Bunu beğendin.
Yorum yaz...
BALIK ETİNDE KADINLAR
Paylaş
04 Mart 2009 Çarşamba, 21:11 Notu Düzenle Sil
KÖŞELİ YAZILARZamane MeltemiBalık Etinde Kadınlar 09.02.2009 23:57
Merhaba Sevgili Cadılar,Bu hafta ne yazacağım konusunda, uzun uzun düşündüm. Aldatmalar, ayrılmalar, geçmişte yaşadıklarımız, yalnızlıklarımız, serzeniş dolu bir çok konu uçuştu aklımda.Hani dedim ki, "çıtır çerez tadında" bir şeylerden bahsedeyim bu hafta sizlere. Zaten, şöyle dünyaya bir göz attığımızda, haberlerde, hayatımızda, çevremizde hep tatsız tuzsuz olaylara tanık olmuyormuyuz?Ben balık etinde bir kadınım. Gülümsemenizi görür gibiyim, öyle balina gibi değil canım, hani çinekopla, levrek arası bir şey diyelim. Balık etliyim ve kendimi güzel buluyorum. Türkiye'deki çoğu erkeğin hayallerini süsleyen"Türkân Şoray", ömrü boyunca hiç 38 beden olmuşmudur sizce? Genç kız iken sindy bebek gibi olmak istiyordum. Şimdi düşünüyorum da, acaba kendimi iyi hissedebilmek için mi, erkekler beni beğensin diye mi zayıflamaya çalışıyordum? Yoksa güzellik anlayışı, 38 yada 36 bedene sıkıştırıldığı için mi?Hani, şu ünlü mağazalara gidersiniz ve sıfır bedenler için üretilmiş kıyafetlere bakıp gıcık olursunuz ya...Ben hep gıcık oldum, halâ da gıcığım! Bu güzel kıyafetlerin niye 40 yada 42 bedeni üretilmez? Ülke'de kumaş kıtlığımı var? O sıska kızlara yakışan bustiyer, benim yuvarlak omuzlarımda, şekilli vücudumda daha iyi durmaz mı? Birileri, bizlere bir şeyleri zorla kabul ettirmek istiyor. 38 beden değilsen, bustiyer giyemezsin gibi. Bal gibi de giyerim, siz dikin bakın ben neler giyerim.Her ne ise, hangi beden olursa olsun, çevremdeki kadınlara baktığımda, hepsinin şıkır şıkır, hepsinin yetenekli, hepsinin akıllı, hepsinin alımlı, hepsinin bir çok meziyete sahip olduğunu görüyorum. Hayran kalıyorum hepsine ve sizlere...Sonra erkeklere şöyle bir göz atıyorum. Bakımın "b"sinden bir haber, göbek almış başını gitmiş, giyinmeyi bilmeyen, centilmenliği bilmeyen, kültürsüz, zerafeti bilmeyen, konuşmayı bilmeyen, araba kullanırken sadece araba kullanabilen ve araba kullanırken de sık sık küfredebilen (haklarını yemeyelim), bir çok işi aynı anda yapamayan ama kadınlardan her şeyi bekleyen, haddini bilmez erkekler.O kadar sönük kalıyorlar ki kadınların yanında, şaşırıyorum...Ben araba kullanırken bir yandan konuşur, öte yandan müzik dinler, dikiz aynasından arkada oturan arkadaşıma gülümser, sağımı solumu kontrol eder, ilerideki ve geride kalan trafiği gözlemleyebilirim. Hatta arada bir iki cips, kraker götürdüğümde olmuştur. Ve bunları yaparken hiç zorlanmam.Biz kadınlar, neler yapmayız ki!Mesela erkekler bakımlı kadınlardan hoşlanırlar değilmi? Ne derler, çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır! Bir söz bellemişler söyler dururlar. Bakım abideleri!Biz saçlarımıza bakarız, göz altı kremi günde iki kere sürülmeli. Nemlendiricisiz hayatta olmaz! Yüz temizleme jelimiz banyoda duruyordur. Kaşlarımızı alırız, spor yaparız, bazılarımız rejimdedir, vücut nemlendiricisi kullanırız, haftada en az üç kere duştayızdır, kuaföre gideriz, manikür, pedikür vb... Ve biz kadınlar bunları her gün, her hafta, en zaman gerektirenini ise iki hafta da bir yaparız.Biz kadınlar, üretiriz!Sabah kalkar, kahvaltıyı hazırlar, hazırlanır, makyaj yapar şıkır şıkır işe gideriz, akşam eve gelirken alışveriş yaparız, eve gelir yemek yapar, bulaşıkları yıkar, çamaşır, ütü yaparız.Temizlik cabası. Ekstra yeteneklerimizde vardır, bazılarımız ampul değiştirir, musluk tamir eder, faturaları yatırırız, çöpü dışarı koyarız. Çocuğumuz varsa onuda yıkar paklar, yedirir, içirir, giydirir gezdiririz. Çocuğumuz okula gidiyor ise, öğretmenleri ile görüşürüz, ödevini yaptırırız. Kocamız varsa, hizmet ederiz, çay demleriz, kek yaparız. Erkeğin, evinde hizmetçisi, yatağında sevgilisi oluruz. Bunların yanı sıra eminim bir çok etkinliğe de vakit buluruz; kurslara gider, kişisel gelişim kitapları okur, hani içten içe de tango öğrenmek isteriz. Bekâr olanlar, tangoyu öğrenir, evli olanlar ise kocalarını bir türlü dans kursuna gitmeye ikna edemez. Bir araştırın, tango kursları erkek sıkıntısı çekmekte. Neden? Çünkü erkeklerin çoğu tango öğrenmeyi, ya da dansın hangi türü olursa olsun öğrenmeyi gereksiz görmektedir.Sadece bu kadar da değil. Kitap okuyan erkek sayısı mı fazladır sizce, kadın sayısımı? Erkekler Marstan, Kadınlar Venüsten diye, bir kitap vardı bir zamanlar. Eminim hepiniz okumuşsunuzdur, ama o kitabı okuyan erkek sayısının oldukça az olduğuna kalıbımı basarım. Biz erkekleri anlamaya çalışırız, onlar ise boşverir hiç kafa yormazlar.Sevdiğimiz erkek için yapmayacağımız hiç bir şey yoktur bu dünyada. Kocamızın, sevgilisi, arkadaşı, dostu olmaya çalışırız. Dünyayı cennet yaparız aslında sevdiğimiz erkek için. Hani umursamayız sevdiğimiz erkeğin göbeğini, yakışmış deriz üzülmesin diye, kıyamayız ki... Biz ruhuna vurulmuşuzdur onun. O, eğer anlayışsız bir insan ise, dert eder iki gram fazlamızı. Beyfendi hazretleri Angelnia Jolie'yi "Vay be ne kadın" diye şakşaklarken, biz kırılmasın, gücenmesin diye onu Brad Pitt'le kıyaslamayız. Ya da, beraber zengin olma hayali kurarken, Moldovyalı hizmetçi alma hayalini sırıta sırıta bizle paylaştığında, "hey adamım birde şöyle yakışıklı, seksi, kaslı bir house keeper alıversek de gözümüz gönlümüz şenlense süper olur" demeyiz.Çiroz balığı gibi bir kadın da olsak, levrek etinde bir kadın da olsak, hatta balina gibi de olsak, kadın gibi kadınız.Hani şöyle dünyayı parmağında çevirecek kadınlardan.Asıl sorun, kolumuza takıp gururla taşıyacağımız erkeği bulabilmekte...(http://www.cadi.com.tr/index.php?id=koseliyazilar_detay&yazi_id=2608)
Yaklaşık bir hafta önce güncellendi · Yorum yap · BeğenBeğenmekten Vazgeç
Bunu beğendin.
Yorum yaz...
ALDATILAN KADININ HİSSİYATI...
Paylaş
04 Mart 2009 Çarşamba, 21:04 Notu Düzenle Sil
KÖŞELİ YAZILARZamane MeltemiAldatılan Kadının Hissiyatı... 03.02.2009 12:41
Kadınların çaresiz kaldığı, gururlarının incitildiği bir muammadır aldatılmak! Bu konuda tecrübelerim oldu. Aldatıldım, aldatılan kadınlar tanıdım. Her zaman davulun sesi uzaktan güzel gelir insanlara. Ve her zaman yaşamadıkları olaylar hakkında kesin kelimeler kullanırlar. Ben senin yerinde olsaydım şöyle yapardım, böyle yapardım, affetmezdim, evi terk ederdim, ayrılırdım. İş uygulamaya döküldüğünde ise bu kelimeleri kullananların ne yapacaklarını görmek isterdim…İş yerinde bir arkadaşım var, yeni evli pırıl pırıl bir kız. Güzel, yetenekli, sıcak, şirin. Ve kocasının gündelik kaçamaklar yaptığını biliyor. Umursamıyorum diyor, alıştım. Aldatmaktan saymıyorum, eşim sevmiyor ki onları. Ama bu sözleri söylerken gözlerindeki acıyı okuyorum.Kalbim titriyor…Komşum var çok sevdiğim, ilkokul mezunu olmasına rağmen nice diplomalılara taş çıkartacak hayat görüşüne sahip. Kocası aldatıyor. Oda kabul etmek zorunda kaldı, çok zor günler geçirdi, ev hanımı çocukları okuyor, hepsi bahane aslında ayrılmaktan, bu yaştan sonra yalnız kalmaktan korkuyor..Umursamıyorum diyor ama kalbi param parça, biliyorum…Ömründe ağladığını görmediğim, güçlü, prensipli, azimli, fedakâr, yetenekli, güzel,çocuklarına kol kanat geren, bir erkeğin kolunda onurla taşıyabileceği bir kadının daha, aldatıldığı için çaresiz kalışını ve ağlayışını seyrettim içim cız ederek. Döktüğü her damla göz yaşı için her şeyi göze alırdım. Ama teselli edemedim, hangi kelime teselli edebilirdi ki?Ömrünü eşine ve yuvasına adamış, aldatıldığı için intiharı bile düşünen Annemi…Ben de aldatıldım. 6.hissim,güçlüdür aniden rüyalar görmeye başladım. Rüyadan sonra peşine düştüm eşimin ve bir çok delil yakaladım. Çılgına döndüm, her hücrem ayrı ayrı acı çekiyordu, kıvranıyordum, ölmek istedim.İlginçtir, aldatılan kadın, seven kadınsa aniden, durup dururken kalbinin en derinliğinde aldatıldığını hissediveriyor…Aldatıldığından şüphelenen kadın ilk zamanlarında her kadın gibi " o yapmaz" diyor. Sonra “yaparmı acaba?” sorusu beyni, kalbi, ruhu, bedeni kurcalıyor ha kurcalıyor, bir kar topundan, koca bir çığa dönüşüyor altında kalıyorsunuz, nefes alamıyorsunuz. “Neden yapsın ki?” diye düşünüyorsunuz. Çünkü kadınlar, ne olurlarsa olsun, geçerli bir kuralı her zaman paylaşırlar :" Seven kadın asla aldatmaz!". Ama bu kuralı erkek ırkı kabullenmiyor. Sevişmenin, sevgiyle ne alakası olabilir ki zaten? Bedensel bir faaliyet onlar için. Bir kolaya kaçma, bir kılıf bulma, bir bayağılık değil midir bu? Tıpkı aldatıldığınızı hissedip, sorduğunuz da yada delilleri aşikar önüne koyduğunuzda inatla inkâr edişleri gibi...İnkar ederler. Onların da birinci kuralı bu! Yap, inkar et, konuyu saptır, başka bir şey yüzünden hır gür çıkar… En yetenekli oldukları konulardan birisi, suçlarını ört bas edişleridir. İnanmak istersiniz sevdiğiniz adama, o yapmadığından değil, siz inanmak istediğiniz için inanırsınız. Daha az acı verir, yüzleşmek zorunda kaldığınız hoşunuza gitmeyen şeylerle yüzleşmezsiniz. Siz de kaçıyorsunuzdur gerçeklerden. Ama ilişkinize güveniniz kalmamış, sevginiz azalmaya, hatta nefrete dönüşmeye başlamıştır. O uğruna dünyayı önünüze katacağınız erkeğin, pul kadar değeri kalmamıştır sizin için. Her fırsatta canını yakmaya çalışırsınız. Kadınlar affeder ama asla unutmaz! Asla... Aldatıldığını öğrendiği anda kapıyı çarpıp evi terk eden kadını ayakta alkışlarım. Ama yüzde doksanımız kaçış noktasını tercih eder. Yüksek ökçelerini giyip, duymamazdan, bilmemezden gelir, ama yüreğindeki yara kapanmaz, sızım sızım sızlayarak, kanar kanar ve kanar...Ta ki sevgisi, yavaş yavaş ölene kadar...(http://www.cadi.com.tr/index.php?id=koseliyazilar_detay&yazi_id=2572)
Yaklaşık bir hafta önce güncellendi · Yorum yap · BeğenBeğenmekten Vazgeç
Bunu beğendin.
Yorum yaz...
HAYALLERİM VARDI BENİM!
Paylaş
04 Mart 2009 Çarşamba, 21:01 Notu Düzenle Sil
KÖŞELİ YAZILARZamane MeltemiHayallerim Vardı Benim! 29.01.2009 16:45
Bir leydi olmalıydım. Siyah uzun saçlarım, kabarık etekliğimle yaşadığım şatonun etrafında çiçekler toplayan, atıyla dolaşmaya çıkan güzel bir leydi. Bir gün ormanda dolaşırken, yada bir nehrin kenarında beni görecekti, güçlü, esmer, kahve rengi gözlü, şefkatli, bazen babacan olan genç Lord. Görür görmez aşık olacaktı bana. Ve beni izlemeye başlayacaktı günlerce. Ben farkında değilken, çiçekler toplarken, kuşlarla konuşurken, kendi kendime şarkılar söylerken beni seyredip gülümseyecekti. Akıllı, neşeli, çocuksu ama bazen de şuh bir kadın olarak görecekti beni, tanımadan anlayacaktı ne olduğumu. Benim katıldığım davetlere katılacaktı. Arkadaşlarımla gülüşmelerimi izleyecekti, gülerken sağ yanağımda oluşan küçük gamzeye bayılacaktı, neşeme, anlamlı gözlerime hayran kalacaktı. Hayallerimdeki lord, aylarca aşkıyla yana yana seyredecekti beni, ama öyle birden pat diye karşıma çıkmayacaktı. Bir gün penceremin kenarında bir gül bulacaktım, sonra isimsiz birinden gelen bir mektup, bir şekilde tanıyor olacaktık birbirimizi ama hiç bir zaman açığa vurmayacaktı. Bakışlarından etkilenecektim, ama hani aramızda gizli bir çekişme de olacaktı. Bir şekilde, rastlantılar sayesinde ilk dansımızı yapacaktık, romantik bir müzik eşliğinde. Büyülü bir gece olacaktı o gece, bedenimiz ve gözlerimiz dans edecekti gece boyu herkesin hayran bakışları altında.Sonra bir gün bir şekilde atının terkisine atacaktı beni. Benim eteklerim ve saçlarım rüzgarda savrulurken, güvenle lordumun beline sarılacaktım. Beraber gülecektik, beraber güneşin batışını seyredecektik. Beni sevecekti, bende onu. Dansın her türünü bilecekti, ellerim avuçlarında kaybolacaktı. Şatomuz olmayacaktı, küçük şirin bir kaç katlı evimiz. Her yerde güller olacaktı, şakayıklar, hanım elleri. Balkonumuzdan aşağıdaki nehri seyredecektik. Başlıklı, tüllü yatağımız olacaktı. Tüllerin arasında sevişecektik. Sevgi dolu, tutku dolu sevişmelerimiz olacaktı mum ışığında. Hayat benim için ondan ibaret olacaktı, onun için de bir tek ben olacaktım. Çocuklarımız olacaktı bir sürü, sevgi dolu bir baba olacaktı onlara. Her gördüğümde yeniden aşık olacaktım ona. Beraber yaşlanacaktık, bir müziğin nağmeleri gibi olacaktı hayatımız, akacaktı sevgiyle. Herkes sevecekti Lordumu, ben sevilen bir Lady olacaktım. Fakirlere yardım edecektik beraber. Sorunlara beraber çözüm bulacaktık. Bazı geceler o çalışırken sıcak kahvesini götürecektim. Sürprizlerle dolu olacaktı. Beraber yaşayacaktık, beraber ölecektik. Hayallerim vardı benim...Hayallerimdeki Lordu aradım. Beni bulacağını düşündüm. Benim erkeğim benden güçlü olmalıydı. Benden daha eğitimli. Ağır aksak, cıvık olmayan. Ama bir kadını sevmeyi bilen. Her ortama uyum sağlayabilen.Düşünüyorum da hayallerim vardı benim...Yaşadığım hayal kırıklıklarına ve hayatıma giren erkeklere baktığımda hayalimdeki Lord'a yakından uzaktan yaklaşamadıklarını gördüm. Lord sandığım erkeklerin, bir kadını sevmenin ne demek olduğunu bilmediklerini gördüm, bırakın bir kadını sevmeyi, sevmeyi bilmediklerini... Sonra kendilerini sevmediklerini fark ettim. Kendini sevmeyen bir insan beni ne kadar sevebilirdi ki. Benim Lord işi suya düşmüştü...Hayallerim vardı benim...Zamanla kendime güvenmeyi öğrendim. Hiç bir erkeğe güvenmemeyi. Kendime güvendikçe, ayaklarımın üstünde durdukça, ihanetleri, bencillikleri tattıkça, kendime sarılmaya başladım. İlk zamanlar sessiz çığlıklar attım, isyan ettim. Yalnızlık beni sarstı, ağladım halime. Zamanla insan her şeye alışırmış. Alışmaya başladım. Erkekleşmeye başladım. Bir kadını kadın yapan erkeklerdir. Onların hareketleri belirler sizin mulis, sevgi dolu, şefkatli olmanızı ya da acımasız, güvensiz, kimseye ihtiyacı olmayan özgür bir kısrak haline gelişinizi.Hayallerim vardı benim... Sevgi dolu bir yuvam olacaktı...Sevimli çocuklarım olacaktı. Sevecektim ve sevilecektim.Elimde ne hayalim kaldı, ne yuvam, ne de çocuklarım.Hayallerim tarumar oldu, kış mevsiminde güneş ışınlarını görüp, ilkbaharın geldiğini zannedip, bahar dalları açan ağaçlar gibiyim. Dallarıma ayazlar vurdu, çiçeklerim döküldü,ümitlerim tükendi.Hayallerim gitti, kalbimin derinliklerine gömdüm romantizmimi.Yazın tatlı esen bir meltem olacak iken,Zamane Meltemi oldum...(http://www.cadi.com.tr/index.php?id=koseliyazilar_detay&yazi_id=2551)
17 Mart 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

bravo.... alkışşşş
YanıtlaSil